29 Şubat 2012 Çarşamba

Paşaeli Papazkarası - Merlot 2010

Papazkarası vaktiyle şaraplık üzüm cinslerimiz içinde önemli bir yer tutarmış. Ama eğer benim gibi genç nesildenseniz ve şaraba olan merakınız nispeten yeniyse bu üzümle tanışmamış olma ihtimaliniz yüksek. Ve maalesef, bu üzümün orijinal haliyle tanışmamız belki de artık mümkün olmayacak, çünkü şu an Papazkarası adıyla bildiğimiz üzümün başka cinslerle karıştığı ve benliğini kaybettiği iddia ediliyor.

Buna rağmen, Paşaeli yerli üzümlere duyduğu ilgiyi bu üzümden de esirgememiş ve öyle veya böyle bu üzümün yaşamaya devam etmesine, kısıtlı sayıda üretici ile birlikte katkıda bulunuyor. Ben de bu üzümle tanışmak üzere bir şişe edindim. Paşaeli şarapları içerisinde etiketini en çok beğendiğim şişe olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.

Papazkarasını şöyle bir araştırdığımda bulduğum nadir sonuçlar pek detaylı olmamakla birlikte verdiği şarapların alkol oranına vurguluydu. Ama iki farklı kaynaktan biri %11-13 derken, diğeri %15-16 alkol değerlerine işaret ediyordu. Tabii, alkol oranı şıradaki glikoz oranına, yani o yılın iklim özelliklerine ve bağbozumu zamanlamasına göre değişeceğinden her iki bilgi de farklı koşullarda doğru olabilir. Yine de sofralık olarak da tüketilebilecek tatlı bir üzüm olduğu bilgisi eklenince ben şahsen durumun çoğunlukla ikinci görüşe meyledeceği kanaatindeyim. Nitekim elimizdeki örnekte de alkol oranımız %14,5 olmuş. Bunlar o kadar önemli değil, sonuçta ortak payda, vaktiyle bu üzümümüzün iyi şarap verebilecek yerli üzümlerden biri olduğu fikri. Biz de burada Merlot ile kupajlanmış bir örneği ile bizzat tanışma fırsatına erişebiliyoruz. Papazkarası üzümleri Kırcasalih'ten, Merlot'lar ise Hoşköyden gelmiş ve şarap 6 ay Fransız meşe fıçılarında dinlenmiş.



Gelelim tadım notlarıma:

2010 rekolte oldukça genç olmasına rağmen orta koyulukta hafiften kiremite çalan bir kırmızı renge sahip. Kokular ilk başta çok açık değil ve önde meşeden gelen kokular baskın. Biraz havalandırdıkça çok açık olmayan narenciye tarzı meyveler ile animal kokular algıladım. Alkolün yüksekliği karşısında meyvemsilik hafiften arka planda kalmış gibi. Asiditesi yüksek sayılabilecek orta gövdeli bir şarap. Tanenler hafif. Orta uzun bitiminde biraz tatlımsılık da var ama alkol acılığı yine mevcut.

Afiyet Olsun.





28 Şubat 2012 Salı

Paşaeli 6/N 2009

Şarap Karasakız, Merlot ve Petit Verdot üzümlerinden yapılan bir kupaj. Merlot oldukça iyi bilinen bir üzüm.  Petit Verdot ise geç hasat zamanına sahip olmasından dolayı bağcı için dezavantajı çok olan, ama güçlü tanen yapısı ve asiditesi ile bunlara ihtiyaç duyan kupajlara destek olacak bir üzüm. Karasakız (Kuntra) ise vaktiyle Bozcaada'da tattığım üç üzümden birisi ve komşusu Karalahna ile görünürde benzer ama karakterde zıt özelliklere sahip. Karasakız genellikle gövdeli olmayan, düşük asiditeli ve az tanenli şaraplar veriyor. Bozcaada'da yetişenlerindeyse ne kadar doğrudur bilmem ama ben hafiften bir tuzluluk alıyorum.

Şarapta temel olarak doğru anladıysam iyi yetiştiğinde olgun meyve aromalarını güzel taşıyan bir üzüm olan Merlot iskeletinin üzerinde bölge özelliklerini yansıtan Karasakız ön plana çıkartılmış. Petit Verdot ise muhtemelen yüzde olarak düşük miktarda kullanılmış ve denge namına şaraba tanen ve asidite desteği vermiş. Genel olarak Paşeli'nin kırmızı şaraplarında alkol oranları yüksek. Bu şarapta da %14'lük bir alkol oranı var. Ama bu orana göre meyvemsilik ve asidite de belli bir değere sahip ki öyle ciddi bir dengesizlik yok. Bunun kolay iş olmadığını tahmin ediyorum.


Buyrun bunlar da notlarım:

Orta koyulukta narçiçeği renginde bir şarap. Burun açık, kırmızı meyveli kokular var ve fıçıdan gelen aromalar net olmasına rağmen meyvemsiliği örtmüyor. Bu benim için önemli, çünkü fıçı kullanılan yerli şaraplarda böyle bir kapalılık hissettiğim çok oluyor. Çalkaladıkça nane, mentol gibi ferah tonlar aldım. Tanenler Karasakızdan beklendiği gibi yumuşak. Gövdeli bir şarap değil. Asidite orta üstü. Kalıcı sayılabilecek bitiminde meyvemsilik var ama alkol yakıcılığı da mevcut. Genel olarak beğendim diyebileceğim bir şarap oldu.

Yemek-Şarap eşleştirmesi konusunda daha yetkin insanlar ne der bilmiyorum ama sebzeli tavuk sote ile uyumlu olacağı görüşünü uyandırdı.

Bir de benden önce yapılmış bir tadım notu da bir başka blogda paylaşılmış. Ona da buradan ulaşabilirsiniz.

Afiyet Olsun.

Paşaeli Şarapları

Ankara'da yaşayan şarap meraklıları olarak pek şanslı sayılmayız.  Sevgili başkentimizde şarap mağazaları sayılı ve İstanbuldakiler gibi büyük de değil. Bu sebeple Ankara'da butik üreticilerin şaraplarını bulmak oldukça zor. Paşaeli de bu zor bulunan butik üreticilerden bir tanesi. Panora alışveriş merkezinde bulunan bir markette zaman zaman Paşaeli şaraplarına rastlamak mümkün olsa da Ankara'da daimi olarak ulaşabileceğiniz sabit bir nokta yok gibi. Bu tabii ki yeterince istediğiniz takdirde aşılamayacak bir engel değil. Bulunamayan ürünü üreticiden bizzat sipariş etmeyi, özünde şarap sevgisi olan butik üretim kavramıyla ben daha çok bağdaştırıyorum. Yine de, şarap satmak konusuna özelleşmiş mağazaların bile pek çok yeni ve iddialı şaraphanenin ürünlerine bu kadar yabancı kalmalarına şaşırmadan edemiyorum.



Öncelikle şunu söyleyeyim, Paşaeli'nin bir internet sitesi yok.*  Haklarında genel bir bilgi, birkaç gazete yazısı, bloglar ve diğer web paylaşım ortamlarından edinilebiliyor. Bir de tabii tadım organizasyonlarından... Bunlara göre, 2000 yılında temelleri atılan Paşaeli'nin ilk rekoltesi 2005 olmuş. "KDT Şarap Pazarlama ve Dağıtım A.Ş." bünyesinde bir başka butik marka olan Selendi de var. Ayrıca firma adından da anlaşılacağı gibi ithalat da yapıyor. İthalatını yaptıkları şaraplardan da tatmak kısa vadede yapacağım işler arasında. Ama bu aralar yerli şaraplardan daha çok bahsetmek istiyorum.

Paşaeli enteresan bir üretici. "Karalahna", "Karasakız" gibi yerel üzümlere önem veriyor, "Sıdalan", "Yapıncak", "Kolorko" gibi benim de dahil olduğum genç neslin adını bile duymadığı üzümlerden şarap üretiyor. Eskilerde çok meşhur olan ama şimdilerde safkanlığını sonsuza dek kaybetmiş olduğu söylenen "Papazkarası" da bu özenden nasibini alıyor. Çanakkale - Kaz Dağları, Edirne - Kırcasalih, Tekirdağ - Şarköy, İzmir -Kaynaklar, İzmir - Çeşme bağlarında yetiştirdikleri üzümlerin içinde ayrıca yaygın olarak ekilen cinsler de mevcut. Örneğin, pek çok şarabın belkemiğini Merlot oluşturuyor. Meşhur da bir önologları varmış. Türkiye'de şarap meraklılarının bildiği ve dikkatle takip ettiği şaraplar yapıyorlar ve tadımlardan iftihar edecekleri sonuçlar çıkıyor. Ben edindiğim şaraplarından 4 tanesini tattım, notlarımı burada paylaşacağım.

Size de afiyet olsun...

*Artık bir internet sitesine sahipler: http://www.pasaeli.com

Kick-Off

Şaraba meraklıyım. İçmeyi de, hakkında konuşmayı da, araştırmayı da seviyorum. İlgili blogları izliyorum, konu hakkında bilgili kişileri takip etmeye çalışıyorum. Merak ettiğim şarapların peşinden koşup, tadına bakmak için emek sarfediyorum. Hatta bir süredir kendi tadım notlarımı da tutuyorum ve diğer notlarla karşılaştırıyorum. Bu işin kompedanı olduğum gibi bir iddiam yok ama snobu olmamak konusunda dikkatliyim.

Özetle burada çoğunlukla fazla kasmadan kendi subjektif fikirlerimi, ama nadiren de olsa gerektiğinde işin moleküler detayına kadar inene dek objektif içerikli bir şeyler karalayacağım. Tadım notlarımı da paylaşırım, şarapla ilgili kafamı kurcalayan şeyleri de not alırım. Yeri gelir beğendiğim bir yazıyı referansıyla paylaşırım. Bu arada da hasbelkader bu blogu takip edecek olanlarla yorumlar üzerinden konu hakkında iki kelam etmeyi kendime şans sayarım.