5 Ocak 2013 Cumartesi

Kör tadım: Chateau Musar 1999 ve diğerleri...

İtalya'nın Toscana bölgesi Montalcino yerleşiminde Sangiovese üzümlerinden yapılmış bir "Brunello", Lübnan'ın Bekaa vadisi şaraplarından Chateau Musar, Fransa Burgonya'da Aloxe-Corton bölgesinden Pinot Noir üzümünden yapılmış  bir "premier cru" (Les Vercots) ve nihayet bu sonuncusuna göz kırpması için Antalya Elmalı bölgesinden bir Türk Pinot Noir'ını kör tadım için açtık.


Bu birbirinden farklı yaşlarda, bambaşka bölgelerin bambaşka karakterlerinde olan şarapları kör tatmak şaraba ait bazı boyutları değerlendirmemizi kolaylaştırması için çok çok iyi oldu. Ciddi tadımcıların pek yapmayacağı bir şey bu. Bizse yeni öğrenme aşamasında olduğumuz için bu tür şeyler bilakis mübah ve öğretici. (Bilgisayar oyunu oynayanlar için zorluk seviyesi "easy" diye düşünebiliriz)

Metot olarak yine her zamanki gibi şaraplarımızı aynı anda açıp, göremeyeceğimiz şekilde sarmaladıktan sonra, hangi şarabın hangisi olduğunu bilmeyen birimiz tarafından isimlendirip karaflara boşaltarak kısa bir süre havalandırdık. Tek tek notlarımızı alıp her biri hakkında yorumlarımızı yaptıktan sonra da tahminler yürütüldü. Tahminlerin tutması şaraplar arasındaki büyük farklardan kaynaklansa da ben yine de hafiften sevinmeden edemedim.

Lafı fazla uzatmadan şaraplar hakkında bilgilere geçiyorum:

Domaine Antonin Guyon, Aloxe-Corton 1er Cru, Les Vercots 2008: Tadımda ilk sıraya denk geldi. Açık rengiyle ve ilk burnuma götürdüğümde verdiği net toprak kokusuyla Pinot Noir olduğunu haykıran bir şarap. Aromaları gayet zengin, olgun meyveler ve çiçek kokularını andırıyor. Bir deri kokusu belirip kayboldu. Ama asıl ön plana çıkan özelliği, damağa aldığınız anda gelen çarpıcı kuvvetteki asit. Çekinmesem dengesiz diyeceğim. Ortalama bir gövdesi ve yumuşak bir dokusu var. Uzunca bitimi, ve "ilginç" diye aldığım bir not var. Fransa'dan 40 € civarına alınmış. Biraz daha deneyim kazanarak daha iyi bir fiyat-kalite oranı tutturmam mümkün olacaktır.


Likya Vineyards Pinot Noir 2011: İçtiğim ilk Likya Vineyards serisi şarabı. Tadım sırasında ikinci olarak, Aloxe-Corton'dan sonra geldi. Orta koyulukta gül kurusu rengiyle ikinci bir Pinot Noir olduğunu temkinlice hissettim. Açıkçası burunda onun kadar hareketli olmasa da bence damakta ondan daha başarılıydı. Burun meyvemsilik ve baharatsılık açısından güzel, ama öyle toprak kokusu, yer mantarı kokusu gibi ilginç dünyalar -en azından ilk şaraptaki kadar net olarak- vadetmiyor. Yine kuvvetli bir asiditeyle karşılıyor bizi. Tanenler hissedilmiyor. Gövdeli değil. Hafif bitter acılığına rağmen bitim yine uzuna yakın ve dengeli. Net fiyatı hatırlamasam da 70 TL civarlarındaydı. Genel olarak şarap fiyatlarının yüksek olduğu bir ülkedeyiz malesef.

Chateau Musar, Rouge 1999: Üçüncü sıraya denk gelen Musar. Rekolte 1999 olsa da elimdeki şişe 2012 yılında piyasaya sürülmüş ki bu meşhur Lübnan şarabının en beğenilen rekoltelerinden biri. Zaten biraz açılmış ve kiremite dönmüş rengine rağmen biraz likör andıran o yüksek yoğunluklu görünümüyle setteki en eski şarap olduğu kendini belli ediyordu. İlk andan itibaren yoğun ve karışık aromaları sanki meyankökünden yapılma yoğun ve tatlı bir içki içecekmişsiniz izlenimi veriyor. Zaten daha şarabı ağzımıza almadan farklı bir şeyle karşılaşacağımız belliydi. Aromalar hareketli bir şekilde dönüşüp ilginç ve kompleks bir hissiyat veriyor. Meyankökü veya mahlep, ona benzer bir baharatsılık ön plana çıkanlar. Bunun yanında ilaç/eczane kokusu gibi bir koku var ki bu şarap literatüründe olumsuz olarak geçen ama bu üreticinin imzası olan bir koku imiş. Kesinlikle kolayca tespit ediliyor ve benim için de gerçekten hiç rahatsız edici değil. (8 kişiydik ve birimiz ilk yudumdan sonra devam etmek istemedi, onu da belirtelim) Tatlımsılık ve ılık bir alkol tadı bir arada gidiyor. Dokusunda hafif yağlı bir kayganlık hissi algıladım. Damakta da katmanlı bir aromalar geçidi yaşanıyor ve bu geçit hiç öyle kısa sürmüyor. Bir yudum alıp tadına  varıyorum ve gerçekten bana özel bir şey olduğunu fark ettiriyor! 35 $ olan fiyatıyla bu dörtlü içindeki en ucuz şarap olması da ilginç bir nokta. (Free Shop fiyatı)


Not: İlk tattığımız an ile iki saat sonrası arasında fark vardı. Açıkçası şişenin arkasında dekante ediniz yazsa da eğer bir daha içme şansım olursa (umarım olur!) bu havalandırma işini kısa tutacağım çünkü ilk içişte sanki burnumda dans eden o aromalar (yoksa buke* mi demeliyim?!) iki saat sonra sakinleşip durulmuş, bu arada da sanki alkol baskınlığı artmıştı. 


Marchesi de Frescobaldi Castelgiocondo Brunello di Montalcino 2007: Hafif turuncumsu ve koyu sayılabilecek kırmızılıkta bu şarabın da aromaları yoğun geliyor. Kırmızı meyveler, hafif tatlı baharat var. Belki beklentilerin yükselmesinden, bu aromalar biraz tek yönlü geldi bana. Yoğun tanenleri içilen Pinot Noir'lerden sonra kendini belli ediyordu. Dengeli bir yapısı ve orta-uzun meyvemsi bitimi sorunsuz. Free Shop fiyatı 32 € veya 34 € idi yanlış hatırlamıyorsam. 

*Buke: Şarapta, üzümden gelen meyve aromaları ile fermantasyon sırasında ve eskitmede oluşan ikincil ve üçüncül aromaların birleşerek oluşturdukları koku. (tanım kayrawinecenter.com'dan alınmıştır.)